1 Ocak 2010 Cuma

yeni yılın kutlu olsun sevgilim

özlem;
özleyenin özlenen ile yeniden buluşma olasılığı arttıkça, ya da zamanı
yaklaştıkça, -garip ya işte-, azalacağı yerde, çoğalır.
o.a

28 Aralık 2009 Pazartesi

Fuck You Yekta

Bunu Facebook duvarina eklemistim ama ebru dedi ki buraya da koy. Koydum simdi ben de. Bi de bugun donmene Çankırı kalmiş. Benim icin 18'in guzel oldugu gunlerden biri yani, bilesin.

27 Aralık 2009 Pazar

331'den 329'a

Son günlerin hızlıca geciyordur umarım. Ama bası ve sonu yavas gecer derler en azından daha yolun basında oldugum için bana ögle geliyor belkide..
Değişik bir sehir burası bulutlar elini uzattıgında tutacakmıs gibi yakın duruyor ve hava günde üç defa karakter değiştirebiliyor. Sabah kar yagarken, ögle vakti güneş bir bahar havası gibi ortalıgı ısıtabiliyor ve akabinde bir anda yağmur yağmaya başlayabiliyor. Gerci bukadar enteresan yeryüzü sekillerinin oluşmasının başka bir sebebi olamaz herhalde...
Onbeş günde yemin ettirdiler. Saga dön sola dön deli danalar gibi kücücük bir egitim alanında dön dön dur... Gördüğüm tek silah yemin sırasında masanın üzerinde duranlardı. En yaklastıgım anda o zamandı. 8 Ocak'a kadar devam edecek silahlı egitimlerden sonra size yaptıkları gibi bizleride karakollara gönderecekler bir kısmınıda merkezde bırakacaklar. Hersey senin anlattıgın gibi gelişiyor burada söylediklerini bir bir uyguluyorum zaten işte tek sıkıntım ayaklarımı harabeye ceviren botlar ve deliler gibi yanında olmak istedigim Fatosumun özlemi...
Yıllarca insanların neden bukadar cok askerlik anısı biriktirdiğini merak ederdim. Hatta cogu zamanda sıkılırdım dinlemekten. Ama burada hayat hiçte dısarıdan gözüktügü gibi değilmiş. Son derece basit yat kalk sadece sana verilen emirleri uygula ve hiç birsey düşünme... Tabi sonderece komplike sorunların içinde sürekli çalışan kafa bir anda bosluğa düşüyor ve her dakika "on record" konumunda oluyor ve her anı kaydediyormuş... Ben gecen 16-17 günlük sürede bukadar cok sey biriktirdiysem sende kimbilir neler vardır. Heralde artık mayıs ortalarında görüştümüzde bunları karsılıklı olarak paylaşacağız..

mutludan mektup vaaaar :)

Yektaaaa

Biliyorum neredeyse geliyorsun İstanbul’a üstelik de yeni malzemelerle, biriktirdiklerinle askerin muhteşem dönüşü… Bir zamanlar Kadir Tapucu vardı gidişim suskun olmuştu ama dönüşüm muhteşem olacak diyerek çığırıyordu arabesk kültürde senin ki de o hesap olacak senin geri dönüşünü merak ediyorum. Vatani hizmetini yapan bir Yekta başlı başına bir senaryo o yüzden. Ebru canın karın benim de canım haklı olarak hani nerdesin niye yazmıyorsun dedi durdu haklı ama ben sanal alemde özürlü olarak bir türlü iletişime geçemedim. Oysa biliyorsun yazmayı çok severim bir de boğucu bir şekilde paylaşmayı. Düşünsene Eskişehir’de doğumgünüm de zorla size yazdıklarımı okumaya kalkmıştım ve sizde mecburen dinlemek zorunda kalmıştınız. Offf O kadın hep aynı… Sen nasılsın buraları merak etmemişsindir umarım çünkü kötü bir süreç geçiriyor bu ülke biz de eşlik ediyoruz ona işte… Yani sen askere gittin de şunları kaçırdın diyemiyorum sana…Herkes kendi içinde hayatına devam ediyor düşün ki ben o kadar sevgi insanıyımdır ben bile ne kimseyi arıyorum kimseyi soruyorum kendi yağımda sevgimde kavrulup hayata devam ediyorum! Ama varlık önemli işte arayıp sormasak da aslında istediğimiz gibi görüşemesek de sürekli anlattığım iki metre boyunda cüssesi olan ama beyniyle aklına ihtiyaç duyduğum bir Yekta var hayatımda beni ben yapan şeylere tanık olan aslında hayatımın her dönemini sinematografik bir gözle gözetleyen birinin yokluğu elbette çok hissediliyor ama senin orada bir yerde olduğunu bilmek bile rahatlatıyor beni… (famme fatale bunu sen öğrettin bana)
EEE engelleri tanımayan bir adamın hayatındaki en önemli engel askerlik nasıl geçiyor… Günleri nasıl sayıyor Yekta merak ediyorum tabi ki… Ama bu engel de kalktığında hayatında zaten aynı Yekta üstelik hikayeleriyle birlikte gelecek hayatımıza ve biz seni görünce bir kez daha ne kadar şanslıyız bizim Yekta ya yine geldi cebinde bir sürü şeyle diyeceğiz eminim… Bana senin askerliğinden düşen seni nöbet tutarken düşününce aklımın sıradan görüntülerden çıkıp bambaşka film karelerine gitmesi bu da çok normal bir de Emre’nin fotoğraf dersi için yaşadığınız Eskişehir orduevi maceranız…
Hani insanın bir biyografisi yapılsa düşün ben ünlü olsam ilk konuklardan biri sensin beni en iyi tanıyan bir dostu askerde habersiz bıraktıysam özürdilerim ama sen bendeki yerini zaten biliyorsun eminim bu iletişimsizliği de takmamışsındır çünkü Yekta şöyle der Mutlu bir derde düşmüşse aman yoluna devam etsin yeter ki yolundan vazgeçmesin!

Sevgiler

Mutlu

24 Aralık 2009 Perşembe

Mobil Kıçlar

http://www.mobileasses.com/

Ah be Yekta, bunu yeni kesfettim, geciktigim icin uzgunum. Puan ver yenisi gelsin :)

22 Aralık 2009 Salı

12 ağustostan beri hangi gece kısa ki!


Ogulcanlar'dan mektup var


Ey Yekta,

Geliyorsan 25 kere vur!

Çok uzattım bu işi -aksi gibi, bir süredir de farkındayım. Sonunda

yazmak kaçınılmaz oldu -zira bugün 21 (artık 22) Aralık!

Sana 2009'un bu en uzun gecesinde, hususi olarak senin için

çektirdiğimiz; durum bildirir fotomuzu gönderiyoruz...

Özkan, Fanili, Robert ve ben -hepimizin çok selamı var.

Çatıda kocaman bir delik var Yekta -şimdi ne yapmalı?

...yüreklerde hasret, dimağlarda hayret; sanırsın adım başı felaket.

Hırsızın, arsızın sürüsüne bereket! Usta görmekten fenalardayız,

gündem ile acayip şoktayız.

Bir seni bekliyoruz -herkes gibi- bir de

Marmara depremini beklemiyoruz. Bir acayiplik daha var ki Yek;

anlamak hiç mümkün değil:

Buralarda şafak atmıyor; bayır aşağı vurduk, yolun sonu görünmüyor.

Bak bu kadar insan yolunu gözlüyor; uzun etme de gel artık.

Sayfanda bir counter gördük, tahminimizce kurduk. Biz niyet etmiş bulunduk;

siz erin diye muradınıza...

Not: Güzel şeyler de var tabii; onları da bilahare anlatırız artık.

Sağlıcakla...

batan sağolsun!!!

üzülerek belirtmeliyim ki sen vatanı beklerken burada batanlar da oldu abi. koskoca okko kapandı olm sen yokken. şarküteriperver halk fırkası adına büyük bir kayıp. çevre esnaftan aldığım bilgilere göre sahibi fena takmış piyasaya. sonra da bankadan kredi çekip balyalarla kanada'ya kaçmış. ne kadarı doğru, ne kadarı yalan bilemem. bi de çiçek köfte'ler sanki bir bir kapanıyor. ne diyelim batan sağolsun!..

17 Aralık 2009 Perşembe

van gölü ve diğerleri

ebru'nun hasretle yazdığı facebook notlarından takip ediyorum nicedir :)

az kalmış deyip sizi kızdırmayacağım, tamam ama en gıcık sorumu sormadan edemeyeceğim:
yekta, canavar'ı gördün mü?

---------

bizim tarafta değişen bir şey yok! ankara iyice kafkaesk bu aralar...
bendeki sinema sevdası en ileri aşamasında - doktora!
meltem hiphop söylüyor. murat uysal ama güzel bir kedibabası ;)

hoşçakal demeden bi tavsiye: blog'u kapamayın, ciddi hatıra, çocuklarınıza gösterirsiniz!

sevgi selam,

özge

atarsa giresun


giresunlunun görüp görebileceği en uzun damat yekta, 
yaylarından su içtiğin, kemençesi eşliğinde pasta kestiğin, en kısa kızıyla evlendigin giresundasın şimdi. 
senden başka herkes bilir, ordudan sonra giresun gelir.
senden başka kimse bilmez, ordudan sonra hayat bizi bekler.  

hangisi daha yüksekte? kümbet mi, yekta mı?